iSLAMiYETKEN ÖNCE TÜRK DEVLETLERİ

TÜRKLERİN ANAYURDU

Türklerin tarih sahnesine çıkışları Orta Asya'dır. Orta Asya'nın sınırları; Doğuda Kingan Dağları, Batıda Hazar Denizi, Güneyde Himalaya Dağları, Kuzeyde Sibirya'dır.

Türklerin Tarih sahnesine ilk çıktıkları bölge, yani Türklerin ana yurdu üzerine çeşitli görüşler vardır. Maddi kültür unsurları, dil hususiyetleri ya da tarihi realite bakımından konuyu değerlendiren bilim adamları, Orta Asya'daki çeşitli kültür çevrelerini Türklerin ana yurdu olarak kabul ederler. Esas itibariyle, bu yöndeki ilk çalışmalar batılı bilim adamları tarafından ortaya konmuştur. Gerçekte XIX. yüzyıl sonlarıyla XX. yüzyıl başlarında başlatılan araştırmalarla, batı kendi tarihinin köklerini aramaya koyulmuş, fakat neticede, hiç hesaba katmadıkları bir milletin yani Türklerin, kendilerine has kültür ve medeniyetleriyle karşı karşıya gelmişlerdir. Bu gerçek karşısında, batılı bilim adamları yoğun çalışmalarda bulunmuşlar ve Türklerin tarih sahnesine çıktıkları yer ve zaman hususunda çeşitli nazariyeler sunmuşlardır. J. Klaproth (1824), J. Von Hammer (1832), W. Schott (1836), M.A. Castren (1856), A. Vambery (1885) ve E. Oberhummer (1912) gibi ilk alimler Altaylar ve çevresini Türklerin ana yurdu olarak gösterirken, W. Koppers (1937), W. Radloff (1891), G.J. Ramstedt (1928), L.Ligeti (1940) ve K.H. Menges (1968) gibi dilci ve tarihçiler Altaylar'ın doğusu ve Kadırgan Dağlarına kadar olan bölgelerde Türk ana yurdunu aramışlardır ve bu görüşü ünlü Türkolog Barthold da desteklemektedir.

J. Strzygowsky (1935), O. Menghin (1937), İ. Zichy gibi sanat ve kültür tarihçileri ise Altaylardan Urallar'a kadar uzanan sahaya sıcak bakmışlardır. Bu görüşleri değerlendirerek ana yurdun coğrafi sınırlarını tespit etmek mümkündür. Ancak araştırmalarda belirtilen ve arkeolojik bulguların yer aldığı daha belirli ve dar bir bölgeyi ana yurt olarak tespit etmek ve kabullenmek hem zor hem de sakıncalıdır. Çünkü dinamik ve hareketli bir kavim olan Türkler, en eski devirlerden itibaren geniş bir alana yayılmışlar ve kültürlerini buralara götürmüşlerdir. Atı ehlileştirerek adeta onunla bütünleşen Türkler, konar-göçer yaşantılarını bozkır coğrafyasında hakim kılmıştır. Bu sebeple daha geniş çerçevede düşünülecek olursa, Türklerin ana yurdu Orta Asya bozkırlarıdır, Orta Asya'nın sınırları doğuda Baykal gölünden Batıda Hazar ve Ural dağlarına; kuzeyde Sibirya bozkırlarından güneyde Tanrı dağları ve Gobi çölüne uzanmaktadır. Bu coğrafyanın, bütün dünya tarafından kabul edilmiş siyasi adı ise Türkistan'dır. Türkistan'da konar göçer bozkır medeniyetinin M.Ö. devirlere giden pek çok kültür çevresi yer alır. Sovyet İmparatorluğu'nun dağılmasıyla istiklallerini kazanan Türkistan'daki Türk Cumhuriyetleri ve topluluklarına ait topraklarda yapılacak incelemeler Türklerin tarih sahnesine çıkışlarına dair yeni belge ve bulguları, elbette ki, gün yüzüne çıkaracaktır. Dolayısıyla Türk ana yurdunu Orta Asya'da dar bir bölgeye sıkıştırmak hem tarih ve kültür birliğini muhafaza etmek hem de ilmi gerçekler açısından doğru değildir. Nitekim aşağıda gösterilen Türk kültür çevrelerinin zenginliği de buna delalet eder.

Ana yurtta yer alan ilk kültür çevreleri: Arkeolojik kazılar ve araştırmalar Orta Asya medeniyetinin M.Ö. V. bine kadar uzandığını göstermektedir. Batı Türkistan'da, bugünkü Aşkabat çevresinde yapılan kazılarda, M.Ö.V. bine ulaşan yerleşme merkezleri bulunmuştur. Anav kültürü olarak bilinen bu medeniyetin kimlere ait olduğu kesinlik kazanmamış ise de Türklerin bu bölgedeki varlıklarının ilk izlerini yansıtabileceği düşünülen ipuçlarını vermesi açısından Anav önemli bir merkezdir.

Proto-Türklere ait olduğu hemen hemen aşikar olan ilk kültür çevresi Altay-Sayan dağlarının kuzey batısında yer almaktadır. M.Ö. III. bin başlarına ait bu eski kültüre Afanasyevo kültürü denilmektedir. Bu kültürün en büyük özelliği Türk sosyal hayatının ilk örneğini yansıtmasıdır. Bu kültürde atın ehlileştirildiği ve koyun beslendiği görülmektedir. Ayrıca toprak kaplar, bakır ve tunçtan yapılmış çeşitli silah ve süs eşyaları da bulunmuştur.

Bu kültürün devamı olan Andronovo kültürü ise Altaylardan, Ural dağları-Aral gölü çevresine kadar yayılmıştır ( M.Ö.1700-1200). Bu kültürde tunçtan ve altından eşya yapımının geliştiği bilinmektedir. Andronovo kültürü özelliklerini yansıtan diğer bir kültür ise Yenisey-İrtiş çevresinde yer alan Karasuk kültürüdür (M. Ö.1300-800). Tuva ve Abakan bozkırları ile Baykal gölü havzasında bulunan hayvan figürlü kaplar ve silâhlar bu kültürlerde benzerlik gösterir.Karasuk kültürünün en büyük özelliği demirin işlenip, silah yapımında kullanıldığı ilk kültür olmasıdır. Bu kültür çevresinde insanlar keçe çadırlarda yaşayıp, tekerlekli arabalar kullanıyorlardı. Minusinsk ve Abakan bölgesinden Altaylara uzanan bölgede Tagar kültürü olarak bilinen ve M.Ö.700'e tarihlenen buluntularda demir işçiliğinin nadir örnekleri yer almaktaydı. Ayrıca M.Ö. 3.yüzyıla ait, Orhun ve Selenga boylarına değin uzanan Pazırık kültürü, binlerce yıllık Türk kültürünün Hun çağına nasıl ulaştığını gösterir. Bütün bu buluntular Türk coğrafyasının tabiî sınırlarını tespit etmek açısından da büyük bir öneme sahiptir.

Orta Asya'daki Türk kültür çevrelerinde, kurganlarda bulunan bazı eşyalar, Türklerin çok eski zamanlardan beri konar göçer hayata has bir kültür geliştirdiklerini aşikar kılar. Av ve savaş aletleri, demir ve deriden çeşitli eşyalar ve at ile kurt ağırlıklı hayvan figürlü kaplar, bu yaşayışın temel hususiyetlerini bizlere gösterir. Nitekim Türklere ait menşe efsaneleri ve Ergenekon Destanı gibi mitolojik olaylarda da bu motifler ön plandadır. Dolayısıyla, maddi buluntular ve Türk mitolojisi, Türklerin tarih sahnesine çıktığı yer ve zaman hususunda tamamen uygunluk arz etmektedir.

GÖÇLERİN SEBEPLERİ

  1. Nüfus artışı ve toprakların yetersiz kalışı
  2. Olumsuz iklim şartları (Kuraklık, şiddetli kışlar)
  3. Kendi aralarında ve diğer kavimlerle olan mücadeleler
  4. Salgın hastalıklar
  5. Türklerin Cihan hakimiyeti düşüncesi Güneşin doğduğu yerden, battığı yere kadar her yeri fethetme arzusu)

GÖÇ YÖNLERİ

Kuzeye gidenler, Sibirya'ya
Doğuya gidenler, Çin ve Uzakdoğu ülkelerine
Güneye gidenler, Hindistan, Afganistan ve Çin'e
Batıya gidenler, iki yol izlememişlerdir. Bir kısmı Hazar Denizi’nin kuzeyinden Karadeniz'in kuzeyine ve Avrupa'ya; diğer kısmı ise Hazar Denizi’nin güneyinden İran, Irak, Suriye, Mısır ve Anadolu'ya göç etmişlerdir.
 

GÖÇLERİN SONUÇLARI

  1. Orta Asya kültür ve medeniyeti dünyanın değişik bölgelerine taşınmıştır.
  2. Göç etmeyip, Orta Asya'da kalan Türkler, ilk Türk Devleti olan "Asya Hun Devleti" ni kurmuşlardır.
  3. Göç eden Türk boyları gittikleri yerlerde yeni Türk Devletleri kurarlarken, oralardaki bazı devletleri de yıktılar.

TÜRK ADININ ANLAMI VE KÖKENİ

  1. Ziya Gökalp'e göre; Töre kelimesinden gelir. Buna göre Türk demek üreli=Nizamlı, geleneklerine bağlı, demektir.
  2. Danimarkalı Bilgin WAMBERY'e göre Türemekten(Türük) gelir. Buna göre Türk demek TÜREMİŞ, ÇOĞALMIŞ demektir.
  3. Kaşgarlı Mahmut'un "Divan-ı Lugatı’t-Türk" adlı eserinde Türk demek "OLGUNLUK ÇAĞI" demektir.
  4. Genel olarak Türk demek, GÜÇLÜ, KUVVETLİ manasında kabul edilir.

Türk ırkı tarihten önceki zamanlarda teşekkül ettiği için onu meydana getiren unsurları iyice bilmiyoruz. Yalnız bu ırk esas itibari ile brakisefaldir. Bir kısmı sarışın – açık renk gözlü, bir kısmı da kara saçlı – koyu renk gözlü olmakla beraber yüzün biçimi bakımından birbirine çok benzerler. Elmacık kemikleri biraz çekiktir. Türk ırkı uzun veya orta boylu insanlardan mürekkeptir. Dilleri göz önünde bulundurulmak şartıyla Moğollar ve Monçularla akrabadırlar. Hatta Macar-Fin-Estonlardan mürekkep olan “Ural” veya Fin-Oğur” zümresi ile de akrabalıkları muhtemeldir. Bu takdirde Türklerin mensup bulunduğu “Altay” veya “Turan” zümresi ile Ural zümresinin yakınlığı şöyle bir şema ile gösterebiliriz.

“Turan” adını altı millete birden vererek “Ural – Altay” yerine “Turan” kelimesini kullananlar da vardır.

SAKALAR

Tarihte bilinen en eski Türkler Sakalardır. Bunların varlığı millattan önceki yedinci asırdan başlar. Hiç şüphesiz bunlardan daha önce de Türkler, yani Türklerin ataları olan boylar vardı. Fakat onlar hakkındaki bilgimiz pek eksiktir ve tarihi sayılamaz. Sakalar orta Tiyanşan’da yaşıyorlardı. Bunların daha batısında, yani Aral Gölü ve Hazar Denizi arasında da Sakaların büyük bir kolu sayılan Mesagetler bulunuyordu. Sakalar, İranlılarla durmaksızın çarpışmışlardır. Bunarın bir kahramanı milattan önce 624’te İranlılar tarafından hile ile öldürülmüştür. İran padişahı Kirus milattan önce 545-539 yıllarında Sakalarla çarpışarak Batı Türkistan’ın güney bölümlerini zaptetti. Sırderya’ya kadar ilerledi. Fakat Masagetlerin kadın hükümdarı “Tamiris” yahut “Demurus”la yaptığı savaşta yenilip öldü.

Milâttan önce 330-327 arasında Makedonyalı İskender kumandasındaki Yunanlılar batı Türkistan’a güneyden saldırdılar. O zaman Türkistan’ın nüfusu pek azdı. Bununla beraber İskender pek sert bir müdafaa karşısında kaldığından birçok şehirlerin ahalisini kılıçtan geçirdi. İskender’in bu kıyıcılığı karşısında Türkistan halkının çoğu doğuya, Çin sınırlarına doğru kaçıştılar.

ASYA HUN DEVLETİ (BÜYÜK HUN DEVLETİ) (MÖ. 220-MS.300)

Kurulduğu tarih kesin olarak bilinmemektedir. Tarihte bilinen İLK TÜRK DEVLETİ'dir.

  • Bilinen ilk hükümdarı TUMAN(Teoman)'dır. Teoman'dan sonra yerine oğlu METE HAN geçmiştir.
  • Asya Hun Devleti METE HAN zamanında en geniş sınırlarına ulaşmıştır.
  • Çinliler Türk akınlarına karşı koymak için ÇİN SEDDİ'ni yaptılar.
  • Büyük Hun Devleti VERASET SİSTEMİ ve ÇİN SİYASETİ nedeniyle Doğu ve Batı Hun Devleti diye ikiye ayrıldı.

Batı Hunları ARAL GÖLÜ civarına göç etmek zorunda kaldılar. Doğu Hunları ise Kuzey ve Güney olarak ikiye ayrıldı. Ve daha sonra Çinliler tarafından ortadan kaldırıldı.

TÜRKLERDE VERASET SİSTEMİ NASILDI?

Türklerde devlet hükümdar ailesinin ortak malı sayılırdı. Ve ülke hükümdarın sağlığında oğulları arasında paylaştırılırdı. Her prensin(TEKİN) hükümdar olma hakkı vardı.

TÜRKLERE KARŞI ÇİN SİYASETİ(POLİTİKASI) NASILDI?

Çin bozkır göçebe hayatı yaşayan ve savaşçılıkları gelişmiş olan Türk Ordusu karşısında çaresiz kalıyordu. Hatta Türk Akınlarını durdurmak için ÇİN SEDDİ'ni yaptırmıştı. Buna rağmen Türkleri durduramamıştı. Bu durum karşısında çaresiz kalan Çin şu siyaseti takip etti:

  1. Çin prenslerini Hun Hakanlarıyla evlendirerek, prensesin yanında Hun sarayına çok sayıda hizmetkar gönderdiler. Bu hizmetkarlar casusluk faaliyetinde bulunarak,Türkler hakkında bilgi topladılar.
  2. Türk Beylerine hediyeler göndererek, onları kendilerine bağlamaya ve ekonomik olarak Çin'e bağımlı yaşamaya alıştırdılar.
  3. Hediyeleri ve ekonomik yardımları birden keserek, Türkleri itaat altına almaya çalıştılar.
  4. Türk Beylerini birbirlerine karşı kışkırtarak, Türk devletinin parçalanmasını sağladılar.

ÖRNEK:

Bu konuda en iyi örneklerden biri, Asya Hun Devleti'nin Batı ve Doğu Hun Devleti diye ikiye ayrılması olayıdır.

Bu dönemde Hun Devleti’nin başına geçen HUANYEH, Çin'in ekonomik yardımları kesmesi üzerine, kurultayı toplayarak, Çin'e bağlanmayı teklif etti. Ancak kardeşi ÇİÇİ "Bağımsızlığımız her şeyden önce gelir." diyerek, Huanyeh'e karşı çıktı. Böylece Hunlar ikiye ayrıldı. Çin ile birleşen Huanyeh, kardeşi Batı Hun Hakanı Çiçi üzerine giderek, Batı Hun Devleti’ni ortadan kaldırdı. Batı Hun Halkı Aral gölü çevresine göç etmek zorunda kaldı.

AVRUPA (BATI) HUNLARI VE KAVİMLER GÖÇÜ

KAVİMLER GÖÇÜ (375)

Çiçi'ye bağlı Batı Hunları Çin'in ve Doğu Hunları'nın baskısıyla Aral Gölü civarına göç etmişlerdi. Burada 200 sene hayatlarını sürdüren Batı Hunlarının nüfusları arttı. Toprakları yetersiz kalmaya başladı. Ve başka Türk Boylarının katılmasıyla güçlendiler. MS. 374 yılında VOLGA (İTİL) nehrini aşarak Batı'ya (Avrupa'ya) doğru ilerlemeye başladılar. Türklerin bu ilerlemeleri karşısında önlerinde bulunan Vizigot, Ostrogot, Vandal, Sakson, Frank, Germen gibi bir çok kavim hareketlenerek Türklerden kaçmaya başladılar.

Böylece Batı Hun Türklerinin, sebep olduğu bu olaya tarihte KAVİMLER GÖÇÜ adı verilir.(375)

KAVİMLER GÖÇÜNÜN SONUÇLARI

  1. Roma İmparatorluğu; Doğu ve Batı Roma İmparatorluğu olmak üzere ikiye ayrıldı.(395). Batı Roma İmparatorluğu 476 yılında bu Germen kavimleri tarafından yıkıldı.
  2. Avrupa'nın ETNİK yapısı değişti. (Germen kavimlerinin Avrupa'daki yerli kavimlerle karışması sonucu yeni milletler ortaya çıktı.)
  3. Türkler Avrupa'da BATI HUN DEVLETİ'ni(AVRUPA HUN) kurdular.
  4. İngiltere, Fransa gibi Avrupa devletlerinin temeli atıldı.
  5. Avrupa'da FEODALİTE (DEREBEYLİK) rejimi ortaya çıktı.
  6. İlk çağ kapandı, Ortaçağ başladı.

AVRUPA HUN (BATI HUN) DEVLETİ

Kavimler göçünü başlatan Batı Hunları tarafından kurulmuştur. İlk hükümdarları BALAMİR, en önemli hükümdarları ATTİLA'dır.

ULDIZ'IN ROMA SİYASETİ

Balamirden sonra Batı Hunlarının başına geçen Uldız, Roma İmparatorluğu’na karşı akılcı bir siyaset izlemiştir. Hunların düşmanları Germen Kavimleri ile savaştığından, Batı Roma İmparatorluğu ile iyi geçinmiş, Doğu Roma'yı(Bizans) ise baskı altına almaya çalışmıştır.

ATTİLA DÖNEMİ

Attila başlangıçta ULDIZ'ın siyasetini takip etmiş ve Bizans'ı baskı altına almak üzere Balkan seferleri düzenlemiştir. Bizans'ı MARGUS ve ANATOLYUS antlaşmaları ile ağır ve vergilere bağlamıştır. Bizans'ı dize getiren Atilla daha sonra Batı Roma üzerine yönelmiştir.

ATTİLLA'NIN BATI ROMA SEFERLERİ

  1. Galya Seferi: Batı Roma Ordusuyla KATALON savaşını yaptı. Kesin sonuç alınamadı (451).
  2. İtalya Seferi: Bir yıl sonra 452'de Attila ikinci sefere çıktı. Bu defa Roma ordusu Attila'nın karşısına çıkmaya cesaret edemedi. Romalılar Papayı Attila'ya elçi olarak gönderdiler.
    Papayla görüşen Attila Roma'ya girmekten vazgeçerek geri döndü.

Attila'nın ölümünden sonra Avrupa Hun Devleti eski gücünü koruyamayarak dağıldı.

I.GÖKTÜRK DEVLETİ

  • 552 yılında BUMİN KAĞAN tarafından Orta Asya'daki AVAR hakimiyetine son verilerek kuruldu.
  • Başkenti ÖTÜGEN'dir.
  • Bumin KAĞAN doğuyu, kardeşi İSTEMİ YABGU batıyı yönetti.

İSTEMİ YABGU'NUN BATI SİYASETİ

İstemi Yabgu İpek yolunu kontrol etmek amacıyla AKHUNLARA karşı İran'daki SASANİ devletiyle işbirliği yaptı. Bu işbirliği sonucu Akhun Devleti’nin toprakları Sasaniler ve Göktürkler tarafından paylaşıldı.

İstemi Yabgu; bu defa Sasanilere karşı BİZANS ile işbirliği yaparak, Sasani Devleti’nin zayıflamasını sağladı.

GÖKTÜRK DEVLETİ'NİN İKİYE AYRILMASI VE YIKILMASI

Bumin Kağan'dan sonra yerine sırasıyla oğlu Ko-Lo, Mukan (en parlak devir), Tapo ve İşbara geçti. Bu süre içinde Batı Yabgusu İstemi Yabgu daima doğudaki hakana bağlı kaldı. Ancak İstemi Yabgu'nun ölümünden sonra yerine geçen oğlu TARDU aynı itaati göstermedi. Çin'in kışkırması ile I. Göktürk Devleti Batı ve Doğu Göktürk Devleti olarak ikiye ayrıldı. Her ikisine de daha sonra Çinliler son verdi.

II. GÖKTÜRK DEVLETİ (KUTLUK DEVLETİ) (682-744)

I.Göktürk Devleti’nin parçalanıp yıkılmasıyla, Çinin egemenliğinde yaşayan Türkler, 50 yıl süren bir esaret dönemi yaşadılar. Bu süre içinde defalarca Çine karşı ayaklandılar. Ancak başarılı olamadılar.

682 Yılında KUTLUK KAĞAN'ın başlattığı ayaklanma başarılı oldu. Türkler Çinlileri topraklarından atarak yeniden bağımsızlıklarına kavuştular.(682). II. Göktürk Devleti'ne kurucusundan dolayı KUTLUK DEVLETİ de denir.

NOT: K II. Göktürk Devleti en parlak devrini BİLGE KAĞAN zamanında yaşamıştır. Bilge Kağan ülkeyi kardeşi KÜLTİGİN ve veziri TONYUKUK ile yönetmiştir. Bilge Kağan'dan sonra zayıflayan Devlet; Karluk, Basmil ve UYGUR Türkleri tarafından 744 yılında yıkılmıştır.

Orhun Yazıtlarından bir örnek
Orhun Yazıtlarından bir örnek

GÖKTÜRK DEVLETİ'NİN TÜRK TARİHİNDEKİ ÖNEMİ

  1. Tarihte ilk defa Türk adıyla kurulan devlet, Göktürk Devleti'dir.
  2. Orhun Anıtlarını dikerek (II.Göktürk zamanında) Türk tarihi ve Türk edebiyatının ilk yazılı kaynaklarını oluşturmuşlardır.
  3. Milliyetçilik duygusu, Fransız ihtilalinden 1000 yıl önce Göktürkler döneminde en yüksek seviyede yaşanmıştır.
  4. Asya Hun Devleti'nden sonra Türkleri tarihte ikinci defa tek bayrak altında toplamayı başarmışlardır.

UYGUR DEVLETİ (Orhun Uygur Devleti)

1- Kansu (Sarı Uygur) Devleti
2- Turfan(Doğu Türkistan) Uygur Devleti

ORHUN UYGUR DEVLETİ

Karluk ve Basmillerle birleşerek II. Göktürk Devleti’ni yıkan UYGURLAR Orhun bölgesinde UYGUR DEVLETİ'ni kurdular (745).

Kurucuları KUTLUK BİLGE KÜL KAĞAN, merkezleri Ordubalık (Karabalsagun)'dur.

Bilge Kül Kağan'dan sonra MOYENÇUR başa geçmiş, onun döneminde Müslüman Araplar (Abbasiler) ile Çinliler arasında Talas Savaşı yaşandığından, Abbasilere yenilen Çinliler güç kaybına uğramışlardı. Bu durumdan yararlanan Uygurlar Çinin TARIM havzasını ele geçirdiler. Moyençur'dan sonra başa BÖGÜ KAĞAN geçti.

BÖGÜ KAĞAN DEVRİ

Bu devirde Uygur Türkleri ile çin arasında iyi ilişkiler kuruldu, ticaret gelişti. Bögü Kağan Çine yardım amacıyla "Tibet Seferine" çıktı.

Tibet Seferi ve Sonuçları

Bögü Kağan Tibet seferi sırasında iki MANİ (MANİHEİZM) rahibini yanına alarak ülkesine geri döndü. Bu rahipler Uygur Türkleri arasında Mani dininin yayılmasına sebep oldular. Ayrıca Türkler arasında Budizm'de yayılmaya başladı.

Mani Dininin Özelliği

Avlanmayı, et yemeyi ve savaşmayı yasaklayan bir dindir.

Mani Dininin Uygurlar üzerindeki Etkileri

  1. Uygurlar savaşçılıklarını kaybettiler.
  2. Yerleşik hayata geçtiler. (Türklerde ilk defa yerleşik hayata Uygurlar geçmiştir.)
  3. Yerleşik hayata geçmeleriyle Uygurlar ticaret, bilim, sanat ve edebiyat gibi bir çok alanda geliştiler.

UYGUR DEVLETİ'NİN (ORHUN BÖLGESİ) YIKILIŞI

840 yılında bir başka Türk kavmi olan KIRGIZLAR Uygur Devleti’ne son verdiler. Kırgızlar'ın Orhun Bölgesinden kovmalarıyla Uygurlar, Kansu ve Turfan bölgelerine göç etmek zorunda kaldılar.

Karabalgasun Anıtı
Karabalgasun Anıtı

TURFAN ( DOĞU TÜRKİSTAN) UYGUR DEVLETİ

Kırgızlar tarafından kovulan Uygurların bir kısmı Turfan Bölgesi'ne gelerek, burada yeni bir devlet kurdular. Bu devletleri de Moğollar tarafından 1207'de yıkıldı. Uygurlar günümüzde Doğu Türkistan diye anılan bu bölgede Çin'e bağlı özerk bir devlet olarak yaşamaktadır.

KANSU(SARI UYGUR) DEVLETİ

Kırgızlardan kaçarak Kansu Bölgesi'ne gelen Uygurlar tarafından kurulan bu devlete Sarı Uygur Devleti de denilmektedir. 1209'da Moğolların hakimiyetine girmiştir.

UYGURLARLA İLGİLİ DİĞER ÖNEMLİ HUSUSLAR

  1. 18 harfli Uygur Alfabesini hazırladılar.
  2. Cengiz Han'ın egemenliğine girmelerine rağmen medeniyette geliştiklerinden Moğollar'ı devlet teşkilatı, ticaret, bilim, sanat, alfabe gibi konularda etkilediler.
  3. Moğolların Türkleşmesinde önemli bir rol oynadılar. (Özbek ve Çağatay Türkleri)
  4. İlk Müslüman Türk Devleti Karahanlılarla savaştılar.(Sebep Uygurların Budizmi, Karahanlıların İslamiyeti yaymak istemeleri.)
  5. Tahta harflerden MATBAA'yı oluşturdular, pamuktan KAĞIT yaptılar.
  6. Uygurlar Yerleşik hayata geçen ilk Türk topluluğudur.

DİĞER TÜRK DEVLETLERİ VE TOPLULUKLARI

AKHUNLAR (EFTALİT) DEVLETİ

Hun soyundan gelmektedirler. Afganistan'ın batısında MS.350 yıllarında kurulan bu Türk Devleti HEFTAL isimli hükümdarından dolayı EFTALİT DEVLETİ diye de anılır.

  • Akhunlar Sasani Devleti’nde başlayan MAZDEK İSYANI'nı bastırmakta etkili oldular.

MAZDEK

Sasani Devleti’nde yaşayan Mazdek, kadın ve servetin ortak olması durumunda her türlü huzursuzluğun ortadan kalkacağını savunan bir kişiydi.

  • Göktürk Devleti'nin Batı Bölgelerini idare eden İSTEMİ YABGU ipek yoluna egemen olmak için, Sasanilerle ortak hareket ederek Akhun Devleti'nin yıkılmasını sağladı. Akhun Devleti'nin toprakları Sasani ve Göktürk Devleti arasında paylaşıldı.

BAŞKIRTLAR(BAŞKURTLAR)

X. yüzyılda İtil (Volga) nehri civarında oturmakta idiler. Moğol istilası sırasında Moğol egemenliğine girdiler.

SABARLAR (SİBİRLER=SABİRLER)

Önceleri Hun Devleti’nin egemenliğinde yaşayan Sibirler, VI. yüzyıl başlarında Avarların baskısıyla batıya göç ederek Ural dağlarının güney doğusuna yerleştiler.

  • Sasanilerle anlaşarak, Bizans'a karşı savaştılar. Anadolu'ya akınlar yaptılar.
  • Bugünkü SİBİRYA adı Sibir Türklerinden gelir.
  • Avarlara yenilince Hazar Türklerine karıştılar. Hazar Devleti’nin asıl kitlesini oluşturdular.

TÜRGEŞ DEVLETİ

I. Göktürk Devleti’ne bağlı olan Türgişler 630 yılında Göktürk Devletinin yıkılmasıyla serbest kaldılar. BAGA TARKAN Türgiş Devleti'ni kurdu. Kendi adına para bastı.

II. Göktürk devletinin kurulmasıyla yeniden Göktürk egemenliğine girdiler. II. Göktürklerin son dönemlerinde yeniden serbest kalan Türgişlerin başına SU-LU KAĞAN geçti. Su-lu Kağan Emevilere karşı mücadele etti.

766 yılında Türgiş Devleti’ne Karluklar son verdi.

KARLUKLAR

  • II. Göktürk Devleti’nin yıkılmasında Basmil ve Uygurlarla birleşerek rol oynadılar.
  • Talas savaşında Çin'e karşı Arapları destekleyerek Orta Asya’nın Çinlileşmesini ve İslamiyet’in yayılmasını kolaylaştırdılar.
  • İslamiyet’i kabul eden ilk Türk boylarındandırlar. (İlk boy Kıpçaklar'dır.)
  • İlk Müslüman Türk Devleti olan KARAHANLILAR'ın kurulmasında etkili oldular.
Karluklardan kalma kalıntılar
Karluklardan kalma kalıntılar

KIRGIZLAR

  • 840 Yılında Ötügen'i alarak Uygur Devleti’ne son verdiler.
  • 1207 yılında Cengiz Han tarafından yıkılmıştır.
  • Daha sonra Rusların egemenliğine girmişlerdir.
  • 1916'da Ruslara karşı MİLLİ İSYAN adı verilen bir ayaklanma başlatmışlar, ancak Rus Çarı tarafından ağır bir şekilde cezalandırılmışlardır.
  • 1936'da Sovyetler Birliği’nin 15 Cumhuriyetinden biri olmuşlar, 1991'de Sovyet Rusya'nın dağılmasıyla Bağımsız KIRGIZISTAN DEVLETİ kurulmuştur. Başkenti BİŞKEK'dir.
Kırgızlardan kalma kalıntılar
Kırgızlardan kalma kalıntılar

KİMEKLER

Batı Göktürk topluluklarındandır. İrtiş ırmağı civarında yaşıyorlardı. XI. yüzyıla doğru diğer Türk topluluklarıyla kaynaşarak, yok oldular.

KARADENİZ'İN KUZEYİNDE KURULAN VE AVRUPA'YA YÜRÜYEN TÜRK TOPLULUK VE DEVLETLERİ

Bunlar Avrupa Hunları, Sabirler, Avarlar, Bulgarlar, Hazarlar, Macarlar, Peçenekler, Kumanlar (Kıpçaklar) ve Oğuzlar (Uzlar)'dır.

AVARLAR

552 yılında Orta Asya'daki Avar İmparatorluğu’na Göktürkler son verince, batıya doğru ilerleyerek Romanya'ya giren AVARLAR merkezi MACARİSTAN olan yeni devletlerini kurdular.

  • Çin kaynakları Avarlara JUAN- JUAN demektedir.
  • 619 yılında tek başına, 629 yılında da Sasanilerle ortaklaşa İstanbul'u kuşattılar.
  • Slav topluluklarının göç etmesine neden olarak, bunların doğu Avrupa ve Balkanlara inmesini sağladılar. Böylece Balkanların Slavlaşmasında etkili oldular.
  • 805 yılında Franklar tarafından yıkıldılar.

BULGARLAR

Batı Hunları ve Ogur Türklerinin karışmasıyla ortaya çıkan Türk topluluğuna BULGAR denir. (Bulgar kelimesi karışmak anlamındadır.)

BÜYÜK BULGARYA DEVLETİ

  1. Tuna Bulgar Devleti
  2. Kama(Volga=İtil) Bulgar Devleti
  • Karadeniz'in kuzeyinde Göktürk Devleti’nin yıkılmasıyla "Büyük Bulgarya Devleti" kuruldu. Ancak kurucusu KUBRAT'ın ölümüyle Hazarlar tarafından yıkıldı. Bulgarların bir kısmı Tuna nehri, bir kısmı da Volga nehri kıyılarına göç etmek zorunda kaldı.
Bulgarlardan kalma kalıntılar
Bulgarlardan kalma kalıntılar

TUNA BULGAR DEVLETİ

Büyük Bulgarya Devleti'nin yıkılmasından sonra Tuna boylarına (Bugünkü Bulgaristan) göç eden Bulgar Türkleri burada Tuna Bulgar Devleti’ni kurdular.

  • KURUM HAN zamanında Bizans'ı kuşattılar. (Avarlardan sonra Bizans'ı kuşatan 2. Türk kavmidir.)
  • Bu bölgedeki halkın çoğu Slav olduğu için Türkler zamanla Slavlaşmaya başladılar. Boris Han zamanında Hırıstiyanlığı kabul ettiler.
  • Daha sonra ortaya çıkan bugünkü Bulgaristan Devleti Türk değil Slav devletidir.
  • Bugünkü Bulgaristan'da yaşayan Türkler, Osmanlılar zamanında Balkanlara yerleştirilen Türklerdir.

KAMA BULGAR DEVLETİ

Büyük Bulgarya Devleti’nin yıkılmasından sonra Volga = İtil kıyılarına giden Bulgarlar burada Kama Bulgar Devletini kurdular.

  • Hükümdarları Almış Han zamanında (X. yüzyıl) Müslüman oldular.
  • 1236'da Moğolların egemenliğine girdiler. Altınorda Devleti’nin parçalanmasıyla kurulan KAZAN HANLIĞI’nın esas kitlesini oluşturdular. (Kama Bulgarlarına bugün KAZAN TÜRKLERİ denilir.)

HAZARLAR

  • Kuzey Karadeniz ve Kafkaslar arasındaki bölgede Göktürk Devleti’nin yıkılmasıyla HAZAR KAĞANLIĞI kuruldu.
  • Ticarette geliştiler.
  • Hazar yöneticileri Museviliği benimsediler. Halk arasında Hıristiyanlık ve Müslümanlık yayılmıştı.
  • Hazarlar ülkelerinde farklı dinleri içinde bulundurduklarından yüksek bir HOŞGÖRÜ vardı.
Hazarlardan kalma kalıntılar
Hazarlardan kalma kalıntılar

MACARLAR

  • Fin Ugor kavmi ile OGUR Türklerinin karışmasıyla MACAR kavmi ortaya çıkmıştır.
  • 896 yılında kendi adlarını verdikleri MACARİSTAN'a gelerek devletlerini kurdular.
  • X. yüzyılda Hırıstiyanlığın Katolik mezhebini benimsediler. (Bundan sonra Türklük özelliklerini kaybetmeye başladılar.)
  • Almanların (Germenlerin) doğuya doğru yayılmasını engelleyerek, Balkan topluluklarının (Slavların) Germenleşmesini önlediler.

PEÇENEKLER

  • Karadeniz'in kuzeyinde Don ve Dinyesper nehirleri arasındaki bölgeye yerleştiler.
  • Kiev Prensliğini yenerek, Rusların Karadeniz'e inmelerini engellediler.
  • 1071 Malazgirt Savaşı’na Bizans ordusu içinde ücretli asker olarak katıldılar. Ancak Selçukluların kendileri gibi Türk olduklarını anlayınca Selçuklu ordusu saflarına katıldılar.
  • Edirne ve Trakya'nın Marmara kıyılarına kadar olan toprakları Bizans'tan aldılar.
  • İzmir Beyi ÇAKA BEY Peçeneklerle temas kurdu. Buna göre Çaka Bey Peçeneklerle birlik olarak Anadolu ve Rumeli'den İstanbul'u kuşatmak istiyordu. Ancak Bizans kurnaz bir politikayla, yine bir Türk topluluğu olan KUMANLAR'ı Peçenekler üzerine saldırtarak, Peçeneklerin dağılmasına sebep olmuştur.

KUMANLAR (KIPÇAKLAR)

Kıpçak Mezarları
Kıpçak Mezarları
  • Volga'yı aşarak Avrupa'ya ve Balkanlara girmişlerdir.
  • Kıpçakların Karadeniz'in kuzeyinde hakim oldukları topraklara "KIPÇAK BOZKIRLARI" denilmektedir.
  • Macaristan'a giden Kıpçaklar ROMEN devletinin kurulmasında etkili olmuşlardır.
  • Kıpçakların Oğuz Türkleriyle yaptığı mücadeleler DEDE KORKUT HİKAYELERİ'nin ortaya çıkmasına sebep olmuştur.
  • CODEX CUMANİCUS (Kodeks Kumanikus); Kıpçak Türk şivesi ile yazılan Latin, Fars ve Kuman dilleri üzerine yazılmış bir sözlüktür.

UZLAR (OĞUZLAR)

  • Tarihte Türk Milletinin siyasi, kültür ve medeniyet alanında en büyük rolü oynayan koludur.
  • Oğuzlara; Bizanslılar UZ, Ruslar TORKİ veya TORK, Araplar GUZ demişlerdir.
  • 24 Oğuz boyu vardır.
  • Hazar Denizi’nin kuzeyinden bir kolu "UZ" adı ile Avrupa ve Balkanlara göç etti.
  • Balkanlara gelen UZLAR Bizans ordusunu ve Bulgarları yendi. Ancak Peçenek akınları, soğuklar, salgın hastalıklar yüzünden dağılıp yok oldular.
  • Uzların bir kısmı Malazgirt Savaşı sırasında Bizans ordusu saflarından, Selçuklu ordusuna geçtiler.

KARADENİZ'İN KUZEYİNDEN AVRUPAYA YAPILAN TÜRK GÖÇLERİNİN SONUÇLARI

Avrupa Hunları, Bulgar, Avar, Macar, Peçenek, Kuman ve Uz Türklerinin Avrupa'ya yaptığı göçler olumlu sonuçlar getirmedi. Bu Türkler Avrupa'daki diğer halklar arasında silinip gittiler.

SEBEPLER

  1. Hıristiyanlık dinine girmeleri, onları Türklük özelliklerinden ayırdı.
  2. Anayurttan gelen göçlerle beslenemediler, bu yüzden kalabalık Slav toplulukları içinde milli benliklerini kaybederek eridiler.

İLK TÜRK DEVLETLERİNDE KÜLTÜR VE MEDENİYET

DEVLET YÖNETİMİ

İslamiyet’ten önce Türkler devlete İL veya EL demişlerdir.

Hükümdarların Unvanları

Türkler hükümdarlarına Şanyü, Tanhu, Hakan, Han, Yabgu, İlteber, İdi-kut, Erkin gibi unvanlar vermişledir.

Türk Hükümdarlarının Tahta Çıkışı Tarih Boyunca Kaç Değişik Şekilde Meydana Gelmiştir?

  1. Hanedan üyeleri arasında siyasi ve askeri mücadeleyi kazanan hükümdar olarak tahta çıkıyordu. (En sık rastlanan durum)
  2. Hükümdarın rakipsiz aday olması (Bu durumda taht kavgası olmadan başa geçiyordu.)
  3. Seçim usulü (Kengeş, toy veya kurultay denilen devletin ileri gelenlerinden oluşan meclisin toplanarak hanedan üyelerinden birini tahta geçirmesi.)
  4. Ekber ve Erşed (En yaşlı ve olgun) olanın başa geçmesi. (Bu yöntem III. Ahmet zamanından itibaren sadece Osmanlı Devleti’nde uygulanmıştır.

Kimler Türk Devletlerinde Hükümdar Olabilirdi?

Hanedandan olan bütün erkeklerin hükümdar olma hakları vardı. (Kardeşler, kardeş çocukları, amca, amca çocukları ve diğer hanedan üyeleri.)

Kut Anlayışı Nedir?

Türkler devleti yönetme yetkisinin TANRI tarafından verildiğine inanıyorlardı. Tanrı tarafından verilen bu yönetme hakkına KUT diyorlardı. KUT'un kan yoluyla hükümdarın tüm erkek çocuklarına geçtiğine inanıyorlardı.

Kut Anlayışı Türk Devletlerini Nasıl Etkilemiştir?

Bütün hanedan üyelerinde KUT olduğundan kendine siyasi ve askeri bakımdan güvenen kişi TAHT KAVGASINA girebiliyordu. Bu durum Türk devletlerini ya iç savaş sonucu istikrarsızlığa, ya da bölünmeye götürüyordu.

İkili Yönetim(Çifte Krallık) Nedir?

Türk Devletlerinde hükümdar yönetimi kolaylaştırmak için ülkeyi SOL(Doğu) ve SAĞ(Batı) olmak üzere ikiye ayırırdı. Ortada (Merkezde) ise asıl hükümdar bulunurdu. Sağ ve Solda ise Hanedan üyelerinden YABGU'lar bulunurdu.

MECLİS VE HÜKÜMET

Türk Meclislerine TOY, KURULTAY veya KENGEŞ denilirdi. Kurultay'da devletin ana meseleleri görüşülür, hükümdarın ölümü, savaş veya milli felaketlerde kurultay toplanırdı.
AYGUCI: Hükümet başkanı (başbakan)
BUYRUK: Bakan
TAMGACI: Dış siyaset işlerini yürüten görevliler

Eski Türk Devletlerinde diğer devlet görevlileri şunlardı

TİGİN: Hükümdar çocukları (Tekin)
ŞAD: Diğer Hanedan mensupları
 

Bunların dışında İnal, inanç, tarkan, bağa, tudun, çor, külüğ, apa, ataman gibi devlet görevlileri de vardı.

TOPLUM TAPISI

Türk toplumu;
Oguş: Aile
Urug: Soy = Aileler birliği
Bod (Boy): Kabileler
Budun: Millet denilen birimlerden oluşuyordu.

Boyların başında bulunan BEY'ler, töreye göre boyu idare ederlerdi. Boyların bir araya gelmesiyle Devlet (İL) kurulurdu.

Türk Toplumunun Özellikleri

Halk hürdü. Herkes aynı işi yaptığından (hayvancılık) aralarında kesin olarak SINIF'ların ortaya çıkması imkansızdı. Yaşam biçimleri GÖÇEBE olduğundan savaşta elde ettikleri esirleri çalıştırmaya elverişli değildi. Bu yüzden Türk toplumunda KÖLE sınıfı yoktu. Din adamları diğer toplumlarda olduğu gibi imtiyazlı değillerdi.

ORDU

Türk Ordusunun başlıca özellikleri şunlardı:

  1. Türk ordusu ücretli değildi.
  2. Türk Ordusu daimiydi. (Kadın-erkek her an savaşa hazırdı.)
  3. Türk Ordusunun temeli ATLI askerlerden meydana geliyordu.

Türk Ordusunu Silahları: Ok, yay, kement, kılıç, kargı, süngü, kalkan vb.

HUKUK

Türklerde yazılı olmamakla beraber, gelişmiş bir hukuk anlayışı vardı. Bu hukuk kurallarına TÖRE (Türe) denilirdi.

Hükümdarın başkanlık ettiği ve siyasi suçlara bakan yüksek mahkemeye YARGU adı verilirdi.

YARGANLAR(Yargucu) idaresindeki mahkemeler ise adi suçlara bakarlardı.

DİN VE İNANIŞ

İslam öncesi Türklerin din ve inanışlarını şu dört grupta toplayabiliriz:

  1. Tabiat Kuvvetlerine İnanma: Dağ,ağaç, göl, kaya gibi varlıkların gizi güçlere sahip olduklarına inanırlardı.
  2. Atalar Kültü: Ölmüş büyüklere ve atalara ait hatıralar kutsal sayılır ve saygı gösterilirdi.
  3. Şamanizm: Kam veya Şaman adı verilen kişilerin, kötü veya iyi ruhlarla temas sağladıklarını inanılarak, bunların büyücülük ve sihir özelliklerine başvururlardı. Şaman inançları Anadolu'da hala varlığını sürdürmektedir. Örneğin; Gelinlerin üzerine buğday veya para atmak, eşikten atlamanın uğursuz sayılması vb.
  4. Göktanrı Dini: Türklerin İslamiyet’ten önceki dini Göktanrı diniydi. Bu dine göre Türkler;
    • Tek bir Tanrının evreni yarattığına ve gökte oturduğuna inanıyorlardı.
    • Öldükten sonra dirileceklerine inandıklarından, ölülerini atı, eşyaları ve silahıyla birlikte gömüyorlardı.
    • Cennet'e UÇMAĞ, cehenneme ise TAMU diyorlardı.
    • Mezarlara ölünün, sağlığında öldürdüğü düşman sayısı kadar BALBAL adı verilen küçük heykeller dikerlerdi. İnanışa göre, yeniden dirilecek kişi atıyla cennete gidecek, ve öldürdüğü düşmanlar sonraki yaşamında ona hizmet edeceklerdir.
    • Ölüleri için YOĞ adı verilen cenaze törenleri yapar ve ardından yas tutarlardı.

Türkler arasında ayrıca Maniheizm(Mani dini), Budizm, Musevilik, Hırıstiyanlık gibi dinler de yayılmıştı.

EKONOMİK HAYAT

  • Göçebe bir hayat yaşayan Türkler belirli iki merkez arasında (yaylak-kışlak) hayatlarını sürdürürlerdi.
  • Hayvancılık temel geçim kaynağıydı. Koyun, keçi, at en çok beslenen hayvanlardı. Bunun dışında sığır, katır ve deve de yetiştirilirdi. Beslenme ve giyimde hayvan ürünlerinden yararlanır ve bunları satarak geçimlerini sağlarlardı.
  • Tarım da gelişmişti. Arpa, buğday, darı gibi tahılları yetiştiriyorlardı.
  • Savaşlarda elde edilen ganimetler ve devletlerden alınan vergiler gelir kaynaklarıydı.
  • Ticaret önemli bir gelir kaynağıydı. Türk ülkeleri İPEK YOLU üzerindeydi.
  • Ayrıca Hazar ve Bulgar ülkelerinden başlayıp, Ural, Sibirya ve Altaylar üzerinden Çin'e giden yola KÜRK YOLU deniliyordu. Türkler bu yolun üzerinde de olduklarından samur, kunduz, vaşak gibi av hayvanlarının kürklerinin ticaretini yapıyorlardı.

YAZI, DİL VE EDEBİYAT

Türkler tarih boyunca Göktürk, Uygur, Soğd, Brahmi, Süryani, Arap, Kiril ve Latin alfabelerini kullanmışlardır.

Göktürk (Orhun) Alfabesi

38 harften meydana gelir. Göktürk yazısına ilk defa Orhun Nehri kıyısındaki kitabelerde rastlandığı için ORHUN ALFABESİ de denir.

Uygur Alfabesi

18 harften meydana gelir. Uygurlar bu alfabeyi Soğd alfabesinden yararlanarak hazırlamışlardır.

Başlıca Türk Destanları

  • Hunların(Oğuzların)--> Oğuz Kağan Destanı
  • İskitlerin (Saka)------> Alper Tunga Destanı
  • Göktürklerin----------> Ergenekon Destanı
  • Uygurların------------> Göç ve Türeyiş Destanları
  • Kırgızların-------------> Manas Destanı

Orhun Yazıtları (Göktürk Kitabeleri)

Türklerin en eski kitabeleri VI. yüzyıla ait YENİSEY kitabeleri ile, VIII. yüzyıla ait ORHUN KİTABELERİ'dir. Yenisey kitabeleri Kırgızlar'ın mezar taşlarına yazdıkları yazılardı. Orhun Kitabeleri II. Göktürk Devleti zamanında Bilge Kağan, Kültigin ve vezir Tonyukuk adlarına dikilmişlerdir. YOLLUĞ TİGİN isimli bir Türk prensi tarafından yazılmışlardır. Bu yazılar 1893 yılında Danimarkalı Bilgin THOMSEN tarafından okunmuştur.

Orhun Yazıtlarının Önemi

  1. Türk tarihinin ve Türk edebiyatının ilk yazılı belgeleri olmaları bakımından önemlidir.
  2. Bu kitabelerden Türklerin o günkü yaşayışlarını, inançlarını öğreniyoruz. Ayrıca kitabeler gelecekteki Türk Milleti içinde çarpıcı öğütler vermesi bakımından önemlidirler.

BİLİM VE SANAT

  • Türkler 1 yılı 365 gün 6 saat olarak hesaplayarak, 12 Hayvanlı Türk Takvimini oluşturmuşlardır.
  • Uygurlar tahta harflerden matbaayı ve pamuktan kağıdı yapmışlardır.
  • Madencilikte özellikle de demircilikte ileri gitmişlerdir. (Kazakistan'ın başkenti Alma Ata yakınlarında bir kurgandan çıkarılan "Altın Adam Heykeli" Türk maden sanatının ne kadar geliştiğini gösterir.)
  • Eşya ve binalarda HAYVAN USLUBÜ denilen, hayvan figürlerini kullanmışlardır.
  • HALI Türklerin Dünya medeniyetine bir katkısıdır. (Altaylarda Pazırık Kurganı'nda bulunan halı dünyanın en eski halısıdır.)

TÜRK KÜLTÜRÜNÜN ÇEVRE KÜLTÜRLERLE MÜNASEBETLERİ

1-Türklerin Çin Kültürüne Katkıları

  1. Askerlik alanında
  2. Devlet Teşkilatında
  3. At kültüründe(Atı evcilleştirmede)
  4. Gök Tanrı inancıyla... Çinlileri etkilemişlerdir.

2- Çinlilerin Türkleri Etkilediği Alanlar

  1. Tarım ve yerleşik kültür
  2. Felsefe( Taoizm, Konfiçyüs ve Budizm)
  3. Giyim ... konularında Çinliler Türkleri etkilemişlerdir.

3- Türklerin Moğol Kültürüne Katkıları

Askerlik alanında, devlet teşkilatında , dil ve alfabede (Uygurca ve Uygur Alfabesini kullandılar.); Kımız yapmayı öğrettiler, Türk töresi ve geleneklerinden, Göktanrı dininden etkilendiler.

İLK MÜSLÜMAN TÜRK DEVLETLERİ

SAMANOĞULLARI (819-1005)

İran'da kuruldu. Kurucusu olan Huda, mensubu olduğu zerdüşt dinini bırakarak, Emevi valisi Esed bin Abdullah'ın yanında Müslüman oldu. Torunları, Emevilerden sonra Abbasilerin hizmetine girdi.

Samanoğulları, Türklerin İslamiyet ile irtibatında köprü vazifesi yaptılar. Karahanlılar ve Gaznelilerle yaptıkları mücadelelerde İslamiyet’i Türkler arasında yayarak, Karahanlıların İslam devleti haline gelmesini sağladılar. İç ve dış tehlikeler sonunda zayıf düştüler. Son Samani emiri İsmail el Muntasır'ın öldürülmesiyle toprakları, Karahanlılar ve Gaznelilerin hakimiyetine geçti.

KARAHANLILAR (840-1212)

Türkistan ve Maveraünnehir'de hüküm süren ilk Müslüman Türk devletidir. Uygur Devleti’nin yıkılmasından sonra Karluk, Çiğil ve Yağma adlı Türk boyları tarafından kuruldu. Samanilerle mücadele eden Karahanlılar, hükümdarları Satuk Buğra Han'ın Müslüman olmasıyla, kabileler halinde İslamiyet’i seçtiler. Uzun süren kardeş kavgaları neticesinde ülke ikiye bölünerek, Naymanlar ve Harzemşahlar tarafından yıkıldılar.

Karahanlılardan kalma kalıntılar
Karahanlılardan kalma kalıntılar

GAZNELİLER (962-1040)

Gazne'de, Samanoğullarının umumi valisi Alptekin tarafından kuruldu. Başlangıçta Samanoğulları Devleti’ne bağlı olan bu devlet, Gazneli Mahmud'un hükümdarlığında bağımsızlığını kazandı. Abbasi halifesi El Kadir Billah adına hutbe okutan Gazneli Mahmud, 17 defa Hindistan'a sefer yaptı. Böylece Hindistan'daki bir çok hint racalarının ( bir çok şehir ve idarecilerinin) Müslüman olmalarına vesile oldu. İran'daki Büveyhileri yenerek, bölgedeki Şii tehlikesini ortadan kaldırdı.

Yiğit, mert ve cömert olan Gazneli Mahmud, ömrünü gazalarla geçirmişti. 1030’da vefat ettiğinde yerine oğlu Mesud geçti. Selçuklu ordusuna Dandanakan Meydan Muharebesi’nde yenilince, muhafızları tarafından hapsedildi. Mesud, yeğeni tarafından hapishanede öldürüldü. Sultan Mesud öldürülünce ülkede iç karışıklıklar ve taht mücadeleleri başladı. Son hükümdar Hüsrev Melik'in Gurlulara esir düşmesiyle yıkılarak, tarih sahnesinden çekildi.

SELÇUKLULAR (1040-1157)

Türk-İslam devletlerinin en büyüklerindendir. Oğuzların Üçoklar kolunun Kınık boyuna mensupturlar. Devlete adını veren Selçuk Bey Müslüman olunca, subaşısı olduğu Oğuz yabgusuyla arası açıldı. Mikail'in oğulları Tuğrul ve Çağrı Beyler, Mikail öldüğü için Selçuk Bey tarafından yetiştirildi. Tuğrul ve Çağrı Beyler, 1040 senesinde Gazneli Mesud ile Dandanakan'da yaptıkları savaşı kazanarak Selçuklu Devleti’ni kurdular. Tuğrul Bey de sultan unvanını aldı. Tuğrul Bey'in ölümünden sonra, Çağrı Bey'in oğlu Alparslan 1063 yılında sultan oldu. Nizamülmülk'ü vezir tayin eden Sultan Alparslan, ülkesini doğu ve batıya doğru genişletti. Doğu Anadolu'da Kars'daki Ani kalesini fethedince, halife tarafından kendisine "Ebû-l Feth" lakabı verildi.

Sultan Alparslan, Bizans imparatoru Roman Diogenes ile 26 Ağustos 1071'de Malazgirt ovasında karşılaştı.

Alparslan son derece kurnazca bir harp taktiği planlamıştı. Hilal şeklinde yaydığı ordusuyla akşama kadar Malazgirt meydanında dövüştü. Şaşkına dönen Bizans ordusu hilalin içine düştü. Büyük bir şevkle ortaya atılan Alparslan'ın ordusu 200 bin kişilik büyük Bizans ordusunu perişan etti. Bu büyük muharebe sonucunda kazanılan zafer, Türkler'e Anadolu'nun kapısını açtı.

Alparslan
Alparslan

Sultan Alparslan vefat ettiğinde (1072), devletin toprakları doğuda Kaşgar'dan, batıda Akdeniz kıyılarına kadar yayılmıştı. Alparslan'ın yerine oğlu Melikşah sultan oldu. Melikşah zamanında fetihler devam ederek Amasya ve civarı Karadeniz'e kadar; Filistin, Suriye, Hicaz bölgesi, Yemen ve bütün Anadolu fethedildi. Şii Fatımilerle mücadele edildi.

Melikşah
Melikşah

Sultan Melikşah'dan sonra saltanat mücadelesi başladı. Son Büyük Selçuklu hükümdarı Sultan Sencer'in H.551 senesinde ölümüyle Büyük Selçuklu Devleti; Irak ve Horasan, Suriye, Kirman ve Anadolu Selçukluları olmak üzere dörde bölündü. Bunlardan Irak-Horasan ve Kirman Selçukluları; Harzemşahlar Devleti olarak ortaya çıkarak, Büyük Selçuklu Devleti'nin varisi olduklarını iddia ettiler. Anadolu ve Suriye Selçukluları ise ayrı birer devlet haline geldiler.

HARZEMŞAHLAR (1157-1231)

11. yüzyılın sonlarında Harezm bölgesinde kurulan Türk devletidir. (Hazar Denizi’nin doğusu ile Ceyhun Nehri'nin aşağı mecrasının arasında yer alan bölgeye Harezm denir.)

Harzemşahların atası Anuştekin, bir Türk kölesiydi. Satın alınarak Selçuklu sarayına getirilmiş ve özel olarak yetiştirilmişti. Harezm valiliği de yapan Anuştekin ölünce, oğlu Kutbettin, Selçuklu sultanı Sencer tarafından Harezm valiliğine getirildi. Bu sıfatla 30 yıl Harezm'i idare eden Kutbettin aynı zamanda Harzemşah Devleti’nin kurucusudur. Büyük Selçuklu Sultanı Sencer'in vefat etmesiyle Harzemşahlar, Selçuklularla bağlarını kopararak müstakil devlet haline geldiler.

Moğol-Tatar istilasında Cengiz, 1219’da 500.000 kişilik ordusuyla İslam alemi üzerine yürüdü. Harzemşahların önemli merkezlerini teker teker ele geçirdi. Mukavemet gösteren mevkiiler korkunç katliama uğratıldı. Kısa zamanda Buhara, Semerkant, Otrar, Sığnak, Berekent ve Hocakent Moğolların eline geçti. Harzemler, büyük kahramanlıklar göstermelerine rağmen netice değişmedi. Son olarak tahta oturan ve bütün hayatı mücadelelerle geçen Celalettin Harzemşah, Moğol istilasının batıya doğru yayılmasını geciktirdi. Celaleddin Harzemşah'ın ölümü üzerine bu devlet tarihe karıştı.

ANADOLU SELÇUKLULARI (1077-1308)

Oğuz Türklerinin Üçok kolunun Kınık boyuna mensub Selçuklu hükümdar ailesinden, Kutalmış oğlu Süleyman Şah tarafından Anadolu’da kurulan bir devlettir. Bizans'la hakimiyet kavgası yapılarak bölgenin Türkleşmesi sağlandı. İç harpler ve isyanlar sebebiyle perişan halde kalmış olan yerli halk, Süleyman Şah'ın idaresinde huzur ve sükuna kavuştu. İslamiyet Anadolu'ya hızla yayıldı. Haçlılarla yapılan mücadelelerle Haçlıların İslam alemine taarruzları büyük ölçüde kırıldı. Anadolu Selçukluları üç defa Haçlı saldırısını göğüslediler. İlk birinci Haçlı ordusunun 150.000 kişilik öncü kuvvetini 1.Kılıçarslan (1096-1099) İznik yakınlarında karşıladı.

İkinci Haçlı saldırısı ise I.Sultan Mes'ud zamanında oldu (1147-1149). Eskişehir'e kadar gelen 75.000 kişilik Haçlı ordusu burada yapılan meydan muharebesinde yenildi.

Üçüncü Haçlı seferi ise II.Kılıçaslan zamanında (1189-1192) Eyyübi hükümdarı Selahaddin Eyyübi'nin Kudüs'ü işgalden kurtarıp geri alması üzerine yapıldı. Bu sefere daha öncekilerde olduğu gibi Papa'nın teşvikiyle Almanya imparatoru Friedrich Barbarossa, İngiltere kralı Arslan Yürekli Richard, Fransız kralı Philippe-Auguste katıldılar. Daha önceki Haçlı ordularından çok daha güçlü olan bu orduyu Selahaddin Eyyübi Hıttin mevkiinde yapılan savaşta hezimete uğrattı.

Anadolu Selçukluları İslam’ın kalkanlığını yaptılar. Büyük bir tehlike olarak ortaya çıkan Şii Babailer isyanı bastırıldı.

Moğollarla yapılan Kösedağ Muharebesi'yle (1243) Anadolu, Moğol hakimiyetine girdi. Anadolu Türk birliği parçalanarak birçok beylikler ortaya çıktı. Bu beyliklerden biri de Osmanlı beyliği idi.

TULUNOĞLU DEVLETİ (880-905)

Ahmed Tulunoğlu tarafından Mısır ve Suriye'de kurulan ilk Türk-İslam devletidir.

Mısır'da ve Suriye'de kurulan ve Abbasi hilafetine ismen bağlı ilk Müslüman-Türk devletidir. Devletin kurucusu Ahmed, bir Türk askeri idi. Babası Tulun (Tulun: Türkçe'deki dolun, yani dolun aydan gelir) yaklaşık 815-816'da Buhara valisi tarafından Bağdad'a gönderilmişti.

Ahmed, 15 Eylül 868'de Fuslat'a ulaşmasıyla Tulunilerin kuruluşu başlıyordu. Ondan önce de Mısır'da Türk valileri görev yapmış, bunlardan Muzahim b. Hakan'ın devrinde buraya Türk askerleri gelmeye başlamış ve Mısır, Samarra'dan sonra Türklerin ikinci üssü olmuştu.

Ancak Tulunoğulları halkı Arap, yöneticileri Türk olduğundan kısa sürede yıkıldılar.

İHŞİTLER (935-969)

Mısır ve Suriye'de kurulan ikinci Türk devleti Muhammed İbn-i Tuğrul tarafından kuruldu. Şii Fatımi Devleti ile mücadele ettiler. İhşitler, Şam ile Hicaz arasında yol keserek hacıların can ve mallarına saldıran bedevileri ve diğer eşkiyayı temizleyerek, yol emniyetini sağladılar. Fakat, bilahere iç karışıklıklar ve ülke idaresinin zayıflığı sebebiyle Şii Fatımilere yenik düşerek toprakları Fatımilerin eline geçti.

EYYUBİLER (1174-1250)

Selahaddin Eyubi tarafından Mısır ve Suriye civarında kuruldu. Selahaddin Eyubi zamanında, Mısır'daki Şii Fatımi idaresi tamamıyla ortadan kaldırıldı. Fatımilerin Mısır ve Suriye'de yaydığı Şiiliğin yerine, Sünniliğin yayılması için gayret gösterildi. Selahaddin Eyubi'nin, İslamiyet için büyük tehlike haline gelen Haçlılara karşı tesirli bir şekilde başlattığı cihat siyaseti, bütün İslami gayret ve heyecanı onun etrafında birleştirdi. Türk ve Arap ordularının aynı gaye etrafında toplanmasını sağladı. Hıttin'de parlak bir zaferle Haçlılara ağır mağlubiyet verdirilerek direnişleri kırıldı. Kudüs şehri dahil bütün kaleler ele geçirildi. Avrupa bu hezimet karşısında birbirine girdi.

MEMLÜKLER (1250-1517)

Mısır ve Suriye dolaylarında Eyyubilerin yıkılışıyla kurulan Türk devletidir. Bağdat'ı ve birçok İslam ülkesini yakıp yıkan Moğol ordularına karşı direnen Memlükler, Moğolları Ayn-Calut denilen yerde büyük bir hezimete uğrattılar. Hülagu'nun katliamından kaçarak Mısır'a sığınan Abbasi hanedanından El Muntasır'a biat edilerek, halifeliği Mısır'a taşıdılar. Haçlıları ve Ermenileri mağlup ederek, Antakya ve civarını Haçlılardan temizlediler.

Son Memlük sultanları zamanında Osmanlılara karşı düşmanca siyaset takip edilmesi ve Şiilerle işbirliği yapılması sebebiyle, Memlüklerin, Osmanlılarla arası açıldı. Yavuz Sultan Selim Han'ın Mısır seferiyle bunlar ortadan kaldırıldı. Son Abbasi Halifesi III.Mütevekkil'in, hilafeti kendi rızasıyla Yavuz Sultan Selim Han'a devretmesiyle, hilafet Osmanlılara geçti.

İLHANLILAR (1260-1353)

Cengiz Han'ın torunu Hülagu tarafından İran'da kuruldu. Batıya doğru yönelen Hülagu, başta İsmailiye Devleti olmak üzere Abbasi Devleti ve birçok şehirleri yakıp yıktı. Büyük bir İslam düşmanı olan Hülagu, Abbasu halifeliğinin merkezi olan Bağdat'ı işgal ederek büyük bir katliam gerçekleştirdi. Başta halife Mutasım olmak üzere 400.000'den fazla Müslümanı katletti. Geçtiği ülkelerdeki 800.000 Müslümanı da, çoluk çocuk demeden kılıçtan geçirtti. Mısır Memlukleriyle ve diğer İslam ülkeleriyle mücadele ettiler. Anadolu Selçuklu Devleti'ni yıkarak, Anadolu'yu egemenlikleri altına aldılar. İlhanlı hükümdarlarından Ahmed Han ve Gazan Han'ın Müslüman olmasıyla İslamiyet’i seçerek Müslüman devlet haline geldiler.

ALTINORDU DEVLETİ (1223-1506)

Cengiz'in diğer bir torunu olan Batu Han tarafından, Batı Sibirya'da kuruldu. Altınordu hükümdarı olan Berke Han'ın Müslüman olmasıyla, Müslüman Türk-Moğol Devleti haline geldi. Moğol prensleri içinde ilk Müslüman olan Berke Han'la İslamiyet, bütün ülkede yayıldı. Hakimiyetlerini Seyhun ve Ceyhun nehirlerinden Macaristan'ın tamamına kadar genişlettiler. Hülagu'nun Bağdat'da yaptığı zulme sinirlenen Berke Han, H.661 senesinde üzerine yürüyerek Hülagu'yu bozguna uğrattı. Altınordu İmparatorluğu en erken Türkleşen bir Cengiz Hanlığı’dır. Sünni Hanefi mezhebini ve Türk dilini kabul eden bu hanlık İlhanlılara karşı Mısır, Suriye Türk Müslüman ülkeleri ile müttefik idi. Türkleşmesinde en büyük sebep kuzey Karadeniz'deki Kıpçak Türkleridir. Rusları uzun süre egemenliği altına alan Altınordu Devleti, Rusların medenileşmesinde ve devlet sisteminde önemli bir yere sahiptir. Ruslara karşı tam bir hoşgörüyle davranmışlar; onları dil ve dinlerinde serbest bırakmışlardır. Bu devletin yıkılması Türk tarihi için büyük bir felaket olmuş, Rus Devleti’nin ortaya çıkmasına yol açmıştır.

TİMURLULAR DEVLETİ (TİMUR İMPARATORLUĞU)(1370-1526)

Timuroğulları, Osmanlılar ve Selçuklulardan sonra gelen en büyük Türk hanedandır. Timur Han (Timurlenk) tarafından kurulan bu büyük İslam devletine Timurlular Devleti denilmektedir.

Timur Han, İslamiyet’i yıkmak, Müslümanları doğru yoldan saptırmak isteyenlere karşı şiddetle muamele etti.

Timurlenk oğlu Miran Şah'a verdiği emir üzerine, bütün Ehli Sünnet dışındaki hurufi tekkeleri ortadan kaldırıldı. Hurufi sapıklıklarının merkezi haline gelen Esterabad şehrini tamamen dağıttı. Timur Han'ın 1393 senesinde gerçekleştirdiği bu hayırlı hareket, Ehli Sünnet Müslümanları arasında memnuniyetle karşılandı.

Timur Han, İslam ülkeleri arasında birliği temin edip, ehli küfrü yerle bir etmek niyetiyle Müslüman memleketlerin hükümdarlarına mektuplar yazıp, kendisine itaat etmelerini istedi. Hatta bir kısmına para ve hediyeler de gönderdi. Timur Han, Osmanlı hükümdarı Yıldırım Bayezid Han'a bir kaç defa mektup yazarak, dost olmayı arzu etmişti. Fakat Yıldırım'ın ortadan kaldırdığı beyliklerin beyleri, Osmanlı Sultanını Timur Han'a şikayet ederek hakkında olmadık şeyler söylediler. Timur Han'ın önünden kaçan bazı beyler de gelip Yıldırım Bayezid Han'a Timur'u kötülediler. Böylece ne hazindir ki dost olmayı arzu eden bu iki Müslüman hükümdarın arasını açmaya muvaffak oldular.

BABÜRLÜLER(1526-1880)

Babür Şah tarafından Hindistan'da kurulan Türk-İslam devletidir. Babürlülerin İslam düşmanı olan sultanı Ekber Şah, devletin Sünni olan inancı ile bağdaşmayan derleme bir din oluşturmağa çalıştı. Mecusi, Hıristiyan ve Brahmanlara istedikleri hürriyeti tanırken, Müslümanlara zulüm ve işkence etti.

Babürlülerin yıkılması için büyük gayret sarfeden İngilizler, Hinduların yardımlarıyla Delhi'ye girdiler. İnsanlık tarihinin görülmedik katliamını yaptılar.

ANADOLU'DA KURULAN İLK TÜRK BEYLİKLERİ

SALTUKOĞULLARI (1092-1202)

Malazgirt Meydan Muharebesi’nden sonra Erzurum ve civarında kurulan beylik.

Malazgirt Zaferinden sonra Anadolu’da ilk kurulan Türk beyliği budur. Başşehri Erzurum olan beyliğin kurucusu, Malazgirt Zaferinin kazanılmasında önemli rol oynayan Emir Saltuk’tur. Sultan Alparslan, Malazgirt Zaferinden sonra, Bizans İmparatoru Romanos Diogenes’in ölümü ile anlaşma şartlarının yerine getirilmemesi üzerine, emrindeki kumandanlara Anadolu’da fetihlere devam edilmesini emretmişti. Buna dayanarak Emir Saltuk, Erzurum ve civarını fethederek, Saltuklular Beyliği’ni kurdu.

Türkiye Selçukluları Sultanı Rükneddin İkinci Süleyman Şah, 1202 senesinde Gürcistan Seferine çıktı ve bağlı hükümdar ve beylere haber gönderip, kendisine katılmalarını istedi. Süleyman Şah, 25 Mayıs 1202’de Erzurum önlerine geldi. Kendisini karşılamaya gelen Saltuklu beyi Melikşah’ı yakalatıp hapsettirdi. Böylece Saltuklu Devleti sona ermiş oldu.

DANİŞMENLİLER (1092-1178)

Anadolu'da fetihlere memur edilen Gazi Ahmed Bey, Türkmenlere hocalık, öğretmenlik yaptığı için "Danişmend" lakabı ile anılıyordu. Danişmend Gazi Ahmed Bey, Kızılırmak ve Yeşilırmak dolaylarını ele geçirmişti. I. Kılıçarslan'ın Haçlılarla yaptığı savaşlara katılarak başarı gösterdi. Antakya Prensi Bohemond'u esir aldı ve Malatya'yı ele geçirdi. Bu prensin serbest bırakılmasını isteyen Kılıçarslan'la arası açıldı ve aralarında savaş çıktı. Bu savaşta Gazi Ahmed Bey yenildi ve 1106'da öldü.

Danişment Gazi
Danişment Gazi

I. Kılıç Arslan 1178'de Malatya'ya giderek, Danişmendlilere son verdi ve böylece Anadolu'nun birliğini sağlamış oldu.

MENGÜCÜKLER(1118-1250)

Mengücük Gazi'nin, Malazgirt Savaşı’na iştirak ettiği ve bu savaştan sonra Sultan Alp Arslan'ın Anadolu'yu zabtetmek için görevlendirdiği beyler arasında bulunduğu bilinmektedir. Türkmen beylerinden Mengücük, Anadolu'nun fethi sırasında Erzincan, Kemah, Divriği ve Karahisar'ı zaptetmişti. Kendisi bu çarpışmalarda şehit düştü. Oğlu İshak, 1118'de bu bölgede, babasının adını taşıyan beyliği kurdu.

İshak Bey, beyliğini korumak için Selçuklularla, Artuklu ve Danişmendli beylikleriyle mücadele etti. Fakat Artuklu Belek tarafından mağlup edildi (1120). İshak Bey 1142'de ölünce beylik ikiye ayrıldı. Oğullarından Davud, Kemah ve Erzincan'da, Süleyman ise Divriği'de kendi beyliklerini ilan ettiler.

Bu ailenin son beyi Salih zamanında, Sultan I. Keykubat beyliğin topraklarını sınırlarına kattı ve Mengücük Beyliği sona ermiş oldu.

ARTUKLU BEYLİĞİ (1101-1409)

Oğuzların Döver boyundan ünlü bir Türkmen Beyi olan Artuk Bey, Anadolu'nun fethi sırasında büyük hizmetler görmüştü. Fakat, Tutuş'la Süleymanşah'ın arasındaki savaşta Tutuş'tan yana olarak savaşı ona kazandırmış ve Süleymanşah'ın intiharına sebep olmuştu. Tutuş, Artuk Bey'in yardımına karşılık olarak onu Kudüs valisi yapmıştı. Ölüm yılı olan 1091'e kadar bu görevde kaldı.

Artuk Bey ölünce Kudüs Fatımî'lerin eline geçti. Fakat Artuk Bey'in oğulları Sökmen ve İl-Gazi, Selçuklu hükümdarı tarafından kendilerine verilen bölgelerde beylikler kurdular. Artuk Bey'in oğulları tarafından kurulan bu beylikler üç kol halinde gelişti.

  1. Hısn Keyfa ve Amid,
  2. Mardin ve Meyyafarıkin,
  3. Harput'da, üç kol halinde hüküm sürmüş bir Türkmen sülalesidir.

Eyyubi hükümdarı Melik Kamil önce Amid'i sonra da Hısn Keyfa'yı zapt ederek Artukluların Hısn Keyfa kolunu ortadan kaldırmıştı (1231).

Sultan I. Alaeddin Keykubad 1234 yılında Harput'u zabtederek, Artukluların bu koluna son vermişti.

Melik el-Salih Mardin'i müdafaa edemeyeceğini anlayınca bu şehri Karakoyunluların reisi Kara Yusuf'a teslim etti (1409). Bu suretle Artuklular Devleti sona erdi.

ÇUBUKOĞULLARI (1085-1113)

1087 yılında Çubuk Bey, 300 atlı süvari ile Filera-los'un elinde bulunan Harput'u aldı. Selçuklu geleneklerine göre bir bey, bir yeri fethettiğinde, merkeze bağlı olmak koşulu ile kendi beyliğini kurabilirdi. Çubuk Bey, bu gelenek gereği Harput ve civarında, Çubukoğuları adıyla anılan kendi beyliğini kurdu. Çubuk Bey'in Harput'taki egemenliğinin ne kadar sürdüğü tam olarak bilinmezse de; oğlu Mehmet Bey'in, 1106-1113 yılında Harput hükümdarı olduğu bilinmektedir. 26 yıl süren Çubukoğulları döneminden günümüze ulaşan yapısal kalıntının olmaması, bu dönemde yeni yapılaşma olmadığını, mevcut iç kale ve içindeki yapıların kullanıldığını gösterir.

Artuklu Belek Gazi, Harput’u ele geçirerek beyliğe son vermiştir.

İNALOĞULLARI BEYLİĞİ (1098-1183)

Büyük Selçuklu tahtının varisleri Tutuş ile Berkyaruk arasındaki mücadele sırasında Diyarbekir bölgesi muhtelif emirler arasında paylaşılmıştı. Bu sırada Sadr adında bir Türk emiri de Amid (Diyarberik)'e hakim oldu. Bu hakimiyet Sadr'ın yerine gelen kardeşi ve bu sülalenin kurucusu olarak kabul edilen Türkmen emirlerinden İnal ile (1098) devam etti. Emir İnal çok yaşamamış ve yerini oğlu İbrahim almıştı.

Hısn Keyfa Artuklularından Nureddin Muhammed, Salahaddin Eyyubi'ye bağlanmış ve ona karşı bütün vazifelerini yerine getirmişti. Ancak Nureddin'in bir isteği vardı, bu da Amid şehrine sahip olmaktı. Salahaddin, adı geçen şehri alıp, ona vermeğe vaad etti. Salahaddin verdiği sözü yerine getirmek için beraberinde Nureddin Muhammed olduğu halde Amid üzerine yürüdü ve şehri kuşattı. Neticede 9 Mayıs 1183'de Amid'e girerek şehri Nureddin Muhammed'e verdi. Böylece İnaloğulları Beyliği sona ermiş oldu.

DİLMAÇOĞULLARI BEYLİĞİ(1085-1394)

Doğu Anadolu'da kurulmuş olan Türk beyliklerinden birisi de Bitlis ve Erzen'de hüküm sürmüş olan Dilmaçoğullarıdır. Bu beyliğin kurucusu Dilmaçoğlu Mehmed (Muhammed) Bey, Sultan Alp Arslan devrinde Bekçioğlu Afşın, Ahmed-şah gibi Türkmen emirleri ile Bizans idaresindeki Anadolu'ya akınlarda bulunuyordu.

Dilmaçoğulları Beyliği Erzen ve havalisinde XIV. yüzyılına sonların kadar hüküm sürmüş, muhtemelen Akkoyunlular devrinde tarihe karışmıştır.

AHLATŞAHLAR BEYLİĞİ (1100-1207)

Ahlatşah mezarları
Ahlatşah mezarları

Bu beyliğe, Ermenşahlar Beyliği, Sökmenliler Beyliği de denir. Sultan Melikşah'ın amcasının oğlu olan Kutbeddin İsmail, 1080 yılında Azerbaycan genel valiliğine tayin edilmişti. Kutbeddin İsmail'in kumandanlarından olan Sökmen, Büyük Selçuklu sultanı Melikşah'ın amcası Yakuti'nin oğlu olan Kutbeddin İsmail'in gulamı (yardımcı-hizmetli) idi. Kısa zamanda kendini göstermiş ve süratle yükselerek kumandan olmuştur. Adaleti ve iyiliği ile şöhret kazanan Sökmen, Mervanilerden Ahlat'ta hakim olan emirin halka kötü davranması sonucu bu şehre davet edildi. Sökmen askerleri ile Ahlat'a gelerek, şehri teslim aldı. Burada bir hükümet yani beylik kurdu. Aileye de bundan sonra Ahlat Şahları (Ahlatşahlar) ve Ermenşahlar denildi.

Eyyubiler Ahlatşahlara son verdiler.

İZMİR BEYLİĞİ (1081-1097)

Çaka Bey
Çaka Bey

Anadolu'nun fethi sırasında, Malatya dolaylarında faaliyet gösteren Oğuz'un Çavuldur boyundan olduğu sanılan Çaka Bey, İstanbul'da uzunca bir müddet kaldıktan sonra 1081'e doğru İzmir'e gelerek bir beylik kurmuştur.

Bizans İmparatorluğunun zayıf noktalarını iyi bilen Çaka Bey, Foça'yı ve civarını aldıktan sonra 40 parça gemiden kurulu kuvvetli bir donanma yaptırarak Ege Denizi'nde Sakız, Midilli, Sisam, Rodos adalarını zapt etti ve Çanakkale'ye doğru ilerledi. Üzerine gönderilen Bizans donanmalarını birkaç kere mağlup etti. İstanbul'u ele geçirip imparator olmak istiyordu.

Kara kuvveti kafi gelmediği için, Balkanlar üzerinden Trakya'ya doğru ilerleyen Peçenek Türkleri ile işbirliği yaptı. Onlar karadan İstanbul'u baskı altına alırken Çaka Bey de denizden hücuma geçecek ve Bizans başkenti düşürülecekti. Fakat plan başarıya ulaşamadı. Çünkü, İmparator Aleksios Komnenos, Tuna boyundaki Kuman Türklerini Peçenekler üzerine saldırtmış ve aralarında cereyan eden, Meriç kıyısındaki Lebonium Savaşı (Nisan 1091)'nda Peçenekler ağır mağlubiyete uğramışlardı.

İzmir Beyi Çaka, Selçuklu Sultanı Kılıç Arslan I. tarafından ortadan kaldırıldı (1097).

TANRIVERMİŞOĞULLARI

Çaka Bey’in İzmir’de hakimiyetini kurduğu yıllarda Tanrıvermiş adlı bir Türk komutanı da ele geçirdiği Efes’te beyliğini kurmuştu. Bizans’ın sahil bölgelerine yolladığı donanma Efes’i ele geçirince bu beylik de ortadan kalkmıştır (1097).

İNANÇOĞULLARI BEYLİĞİ

İnançoğulları, Germiyanoğulları hanedanındandır. Fakat İnanç Bey'le babasının hangi Germiyan beyinin oğlu veya kardeşi olduğunu şimdilik bilmiyoruz. Bunlar o zaman "Ladik" denen Denizli başkent olmak üzere Denizli bölgesinde hüküm sürmüşlerdir. Topraklan 8.000 km2'yi geçmemiştir. 1276'dan 1368'e kadar 92 yıl devam etmişlerdir.

Ladik (Denizli) beyliği, Denizli şehrinin Germiyanoğullarının eline geçmesi ile son bulmuştur (1368).

ÇIKARIMLAR

  1. Tarihte bilinen ilk Türk devleti Hunlardır.
  2. Türk adı ile kurulan ilk Türk devleti Göktürklerdir.
  3. Türk toplulukları içinde ilk yerleşik hayata geçen Uygurlardır.
  4. Türk toplulukları içinde Müslümanlığı ilk benimseyen Karluklardır.
  5. Türk toplulukları içinde Museviliği ilk benimseyen Hazarlardır.
  6. Türk tarihinde ilk devlet ve ordu örgütünü kuran Mete Han’dır.
  7. Türklere ait bilinen ilk destan İskitlere (Sakalar) aittir.
  8. Anadolu'ya ilk gelen Türk kavimi Hunlardır.
  9. İstanbul’u kuşatan ilk Türk topluluğu Avlarlardır.
  10. Türklerde ilk matbaa Uygurlarda görülür.
  11. Türk toplulukları içinde en aktif ve belirleyici boy, Oğuz boyudur.
  12. Türk tarihinin en önemli yazılı kaynakları Orhun Yazıtları'dır.
  13. Çin'e karşı ayaklanarak bağımsızlıklarını yeniden kazanan topluluk Göktürklerdir.